Malumunuz, Türk Telekom Blogger.com'a erişimi engelleyeli birkaç gün oluyor. Engellemenin nedeni bloglarda ve haber gruplarında oldukça tartışıldı, komple teorileri ortaya atıldı ama bilin bakalım altından kim çıktı? Digiturk, evet yanlış duymadınız Digiturk. Kendilerini "Türkiye'nin En Büyük Teknoloji Platformu" (bu noktada arkadan bir gülme efekti vermek istiyorum, ama henüz onlar kadar
teknolojik olamadım. :) ) olarak niteleyen bir kurum, Türkiye'den ziyaret ve kullanım oranı inanılmaz yüksek olan bir blog sitesini yasaklatıyor!
Konunun ayrıntılarını bilmeyenler için açıklayalım: Digiturk, Türkiye Süper Ligi'nin yayın haklarını elinde bulunduran yayıncı kuruluş
olduğu için, kendi yayınlarının telif hakları yasaları çiğnenerek internet siteleri üzerinden sunulmasına karşı bazı çalışmalar
yürütüyor.
Blogger.com, Blogspot.com gibi bloglarda yayın yapan bazı kişiler, şifrelerini çözdükleri süper lig maçlarını illegal olarak buradan
yayınlıyorlar. Söz konusu çalışmalar bu yayınların durdurulmasına yönelik olarak yapılıyor. Buraya kadar her şey normal, ticari bir
kuruluşun kendi haklarını savunması kadar normal bir durum söz konusu olamaz.
Gelelim itiraz ettiğimiz noktaya :
Ey "Türkiyenin En Teknolojik Platformu", siz 3-5 tane illegal yayın blog yüzünden hangi hakla aynı site üzerinden yayın yapan tüm blog
sitelerine yasak getirirsiniz? Benim internet üzerindeki erişim özgürlüğümü nasıl kısıtlarsınız? Yaklaşık 3-4 yıldır düzenli olarak parasını ödeyen bir Digiturk abonesiyim. İllegal yayın yapan söz konusu bloglardan bu yasaklamayla haberdar oldum. Kendi ticari
haklarını koruyan Digiturk, benim erişim haklarıma, özgürlüğüme neden saygılı olmuyor? Telif haklarınızı ihlal eden "xxx.blogger.com",
"yyy.blogger.com" gibi siteleri yasaklayın, niye tüm siteleri yasaklatıyorsunuz? Avukatlarınız "teknolojik" sıfatınızdan pek
nasiplenmemiş galiba. Teknoloji departmanınız ara sıra playstation oynamaktan kafasını kaldırsın da avukatlarınıza subdomain nedir
öğretsin.
Digiturk'un bu yasaklamasından sonra anında aboneliğimi iptal ettirdim. İki gün geçtikten sonra bugün müşteri temsilcileri tarafından
geri arandım ve memnuniyetsizlik nedenlerim soruldu. Klasik "müşteri geri kazanma" yaklaşımları sergileyerek "ağza bir parmak bal
çalma" taktiği uyguladılar. Hazır fırsat bulmuşken ava giden avlanır mantığıyla tüm yazı boyunca bahsettiğim saçma zihniyetlerini
anlattım, marka değerlerinin artık gözümde sıfır olduğunu belirttim.
Müşteri temsilcisi nedenlerimi öğrendikten sonra "bilmiyormuş gibi yaptı", oysa ki muhtemelen benim gibi aynı nedenle aboneliğini iptal
eden yüzlerce kişiyi aramış ve aynı nedenleri dinlemiş olmalı. Sonuç olarak, güzel bir nutuk dinledi ve çalıştığı kurumun hizmet
sattığı müşteriler nezdinde rezil olduğunu öğrenmiş oldu. Umarım bu geri bildirim, üst yöneticilerine kadar ulaşır. Gerçi geçen
aylarda ortaya çıkan, Digiturk anti-fraud takımının "süper kurumsal" (gülme efekti veriniz) uyarı maillerinden sonra o yöneticilerin
"yöneti"lerini de sorgulamak lazım ya neyse. Bu maillerle dalga geçildiği için Eksisozluk'un erisimini de durdurdular, bunu da
unutmadan belirteyim.
Sonuç olarak, sevgili Digiturk, kendi bindiğin dalı kestin. Sana para kazandırdan müşterilerini koyun yerine koydun. Kurumsal stratejiniz
"nasıl olsa bu millet tepki vermez" ise kusura bakmayın ama "halt ettiniz!"